Bu bir kurbağa değildir!
Bu yazımda “Bu bir kurbağa değildir” serisinin arkaplanını anlatmak istedim. 2009 da oluşturduğum bu serinin bir hikayesi, bu hikayede geçen bir kahramanı ve bir mağduru vardı. Öğretmenliğimin beşinci yılında yeni tayin aldığım bir lisede, bir tarih öğretmeni beni ADD vb konferanslarına davet etti, benden ona eşlik etmemi bekledi, dilimin döndüğünce ona eşlik edemeyeceğimi anlatmaya çalışmıştım, [...]
Cemaatsizim biçim biçim – Serpil Odabaşı
Dünyanın heryerinde benzer kurallarla işleyen irili ufaklı cemaatler var ve her cemaatin sürekli güncellenen irili ufaklı ‘kahraman’ ve ‘hain’leri… Bu ‘kahraman’ ve ‘hain’ler bazen cemaatten öne çıkan isimlerin yarar ilişkilerine göre de biçimlenebilir. ‘Yarar’ öyle menem bir şeydir ki üzerine yüzlerce tez yazılabilir.Çoğu kez şaşırarak karşılaştığım da kendini “muhalif”olarak tanımlayanların da zaman zaman ‘ben yararıma [...]
Kesintili degil surekli Praksis – Serpil Odabaşı
Kadın, Feminist, Anti-Otoriter ve Kürtseniz biraz daha kıran kıranadır yolculuğunuz…Heryerden kovulmayı ya da vebali gibi hissetmeyi de göğüslemektir bu bazen, Eril ve egemen kodlar gündelik hayatın içinde bunca rahat ve meşru bir zemin edinirken hep biraz kavga halinde bulursunuz kendinizi, bu kavga hali, varoluşsal bir sakatlanmayla birlikte ; ”var olmanın dayanılmaz hafifliğidir” de (!) Sokakta [...]
İçine beyaz kaçmış siyahlar – Serpil Odabaşı
Korkulmasın muktedir olanın zulmünden, onlara sıra gelmeden önce içine beyaz kaçmış siyahlardır kendimizi korumamız gereken. Bazen hiç sıra gelmez muktedire, işyerinde patrondan çok ustabaşıdır, müdürdür, koordinatördür ötekinin gözünü oyan. Bazen erkeklere gerek kalmaz, içine erkek egemen söylemin kodlarının taht kurduğu kadınlar öyle uzun uzun ayıplar ve kınar ki bir başka kadını, bu ayıplama ve kınama [...]
Kokuşmuş bir ezber masalı / Serpil Odabaşı
Aslında bu Ülkede insanlar çok eskiden kardeş kardeş yaşarmış, çünkü herkes Türk müslüman ve erkekmiş, sonra Amerika diye bir kötü büyücü gelmiş insanlara sen kürtsün sen ermenisin sen alevisin sen süryanisin sen eşcinselsin sen kadınsın demiş… Bu kötü büyücünün amacı cennet vatanımızı bölmek, parçalara ayırmak sonra da bu parçalardan kendine güzel bir elbise dikmek imiş. [...]
‘Korkuyu beklerken’ (!) / Serpil Odabaşı
Korku bazen ne kadar çok belirleyici oluyor hayatlarımızda, korkmadan yaşamayı unuttuğumuz zamanlardayız ve zaten yeterince korkmayana da ‘Deli’ denen zamanlar. Yazı: Serpil Odabaşı Kim öğretmiş bize bu kadar çok korkmamız gerektiğini? Devletten kork, öğretmeninden kork, sana benzemeyenden kork, arkadaşından kork, sevgilinden kork, her an beklemediğin bir darbe alabilirsin, hep önlemli ol, iyi de o önlem [...]
Kar maskesi / Serpil Odabaşı
Onlar o çocukları öldürdükten sonra nasil bakabiliyorlar aynalara? Merak ediyorum hani bu yazıya başlarken bir giriş cümlesi yazmanın dışında gerçekten merak ediyorum. ‘Reflekslerimi kaybettim ayağım takıldı ve kadının üzerine düştüm sonra da çocuk olmuş’, durumundan sonra bile bakılmaz ki o aynalara, sıkılmaz ki dostların eli içtenlikle, okşanmaz ki bir köpeğin gövdesi, yalandır hiç kimse bilmese [...]
Başka hayatlar mümkün mü? / Serpil Odabaşı
Bazen olur çoğumuza, aralıkları değişse de bulunduğumuz yerden ve mümkünse kendimizden de uzağa gitmek isteriz…
Görev tanımı: Onlar öldürür, biz cenazelere gideriz / Serpil Odabaşı
Vedat Aydın gözaltına alınarak işkenceyle öldürüldüğünde ben Diyarbakır’da 16 yaşımdaydım. Hiçbir hıncın açıklayamayacağı biçimde onu aramızdan aldıklarında Diyarbakır ve tüm çevre iller, ilçelerdeki insanlar dehşete kapıldılar. Cenaze törenine binlerce insan katıldı. Abilerimin gittiği cenaze törenine yaşım küçük olduğu için götürülmeyince evden kaçarak katılmıştım. Cenaze töreninde insanlar tepeden tarandılar. Surların üzerinde silahlı, kar maskeli adamlar vardı. [...]
Bir Gün Kapınızı Bir Siyah Çalacak / Serpil Odabaşı
Alıştırmayın, bir gün ölümünüz bunların elinden olacak, dedikleri siyahlardan korkuyormuyuz? Pek doğru bulmasam da bazen, sokakta yürürken, bir mekanda otururken, yiyeceğinizi paylaştığınızda ya da sattığı selpak mendilden bir tane aldığınız da mekanın sahibi kibarca yanınıza yaklaşabilir, “bence almayın” der ya da “siz alıyorsunuz alışıyorlar” ya da daha da densizinden şöyle bir tepki aldığım bile olmuştu [...]